AnasayfaPortalli*SSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Merdivenli Köşk

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MeTaLLiCa_Tr
***** ADMINISTRATOR *****
***** ADMINISTRATOR *****
avatar

Mesaj Sayısı : 1116
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 27/12/06

MesajKonu: Merdivenli Köşk   Cuma Mart 23, 2007 6:04 pm

BİRİNCİ BÖLÜM


Elizabeth, Londra’da bir takside giderken Bell adındaki bir
arkadaşını görür. Biran gözünden kaybettiği arkadaşını ararken bir
yandan gördükleri karşısında o ve onunla yaşadığı 20 Yıl öncesi olaylar
ile merdivenli köşkün o zamanlar ki hali ile arasındaki farklılıkları
anlatmaktadır.



İKİNCİ BÖLÜM


Aileden gelen kalıtımsal bir hastalık vardı. Elizabeth’in artık
bunu öğrenmesi gerekiyordu. Ailesi tarafından söylendiğinde bunu
kaldıracak , o üzüntüsünü yenecek yaşta değildi. Bu olay kendisini çok
üzmüş hatta onun hayatını etkilemişti. Öyle ki hastalık , insan
hayatında bazı değişikliklerle birlikte kısıtlamalar dahi getiriyordu.
Bundan dolayı doğduğundan bile pişmanlık duyuyor , uzun zaman bile bu
konuda ailesini reddediyor.


Annesinin rahatsızlığının ilerlemesi ve babasının hastalık
belirtilerini başlaması, büyüme çağında olan Elizabeth için şevkat ve
aile sevgisinden yoksun kalmasına sebep oldu. O anki düşüncesi bile
ailesini reddetmesine etkili olmuştu. Ailesini bırakıp şefkat ve sevgi
umduğu annesinin kuzeninin evine gitti. Onların zenginliği ve aile
yaşantıları onu çok etkilemişti. Daha küçük yaşta olmasından dolayı çok
şeye özenti ile bakıyordu. Ailesinin ona bıraktığı korkunç genetik
mirası düşündükçe bu ziyaretleri daha çok sıklaştırdı. Annesinin
kuzeninin eşi olan Cosette , Elizabeth’in üzüntülerini geçiştirmek için
onu eğlendiriyor hatta ona bir takım hediyeler vererek onu teselli
ediyordu.



ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Cosette’nin eşi Douglas ölmüştü. Onun ölümü aileden gelen genetik
hastalıkla ilgisi yoktu. Bu genetik hastalık öyle ki ebeveynlerden biri
bu geni taşımadıkça hastalanmıyor yada taşısa bile elli yaşına kadar
hastalanmamışsa , sende hastalanmıyormuşsun.


Douglas’ın ölümü Cosette’i çok üzmüş aklına gelen şindi ne
yapacağı hakkında çeşitli fikirler öne sürüyordu. Onun düşüncesi ise
kocasından kalan serveti ona ömür boyu rahat bir hayat sürdürecekti.
Elli yaşında olmasına rağmen evlenip yeni bir hayat sürdürmeyi çoktan
aklından geçirmişti. Bu mirastan Elizabeth’de nasibini almıştı.
Douglas’a ait kütüphanede bulunan malzemelerin hepsini Cosette
Elizabeth’e vermişti. Artık kitap yazmaması için hiçbir sorun
kalmamıştı.



DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Annesinin ölümünden sonra babası ile yaşamak üzere eve gelen
Elizabeth, Cosette’nin yanında gördüğü ilgi ve sevgi babasının yanında
kalma isteğini köreltiyordu. Yaz tatilini geçirmek üzere Elsa’nın
akrabalarının yanına gitti.Elsa’nın akrabaları ve bulundukları şehir
onun çok ilgisini çekmişti.Onların yaşayış tarzı ve değişik konular
üzerine düzenledikleri tartışma toplantıları onu etkilemişti.Daha da
önemlisi Bell’i daha yakından görebilmekti. Ancak amcasına ulaşamadı.
Sömestir tatilinde tekrar Elsa ile birlikte Essex’e gittiler. Felicity
tartışma toplantıları kadar sınavlarıyla da ünlüydü.



BEŞİNCİ BÖLÜM


Silas ve Bell evli çiftdi. Silas ressamdı. Ancak bu işten çok para
kazanamıyordu. Evinin geçimini bile sağlayamazken vahşice içki
içiyordu. Özellikle silahlarla oynamayı çok sever , sürekli Rus ruleti
oynardı. Bir gün yine içtikten sonra tabancası ile oynarken Silas
boynundan vurulur. Ancak hiç de inandırıcı olay değildir. Çünkü
karısına eziyet çektiren ve hiçbir faydası olmayan fakat çok zeki bir
insan böylesine küçük hatadan kendisini Rus ruleti oynarken vuracağı
herkesin kafasında soru işareti bırakmıştır. Silas’ın ölümünden birkaç
saat önce babasının kalp krizinden ölmesi ve Silas’ın tek mirasçı
olması karısı için iyi planlanmıştı. Artık miras olarak bırakılan ev
karısı Bell’indi. Bu evi satıp çalışmadan, sürünmeden ve biraz dişini
sıkarak yaşayabilirdi.



ALTINCI BÖLÜM


Cosette kocasının ölümünden sonra Notting Hill’de beş katlı bir ev
aldı. 106 basamağı vardı. Eve merdivenli köşk adını koymuştu.
Merdivenli Köşk’te yalnız yaşamıyacaktı. Dostları ve akrabaları gelip
ziyaret edecekti ki asıl maksadı bu değildi.


Odanın birisini manevi kızı Elizabeth’e verdi. Şimdiden evin
hizmetlileri bulunmuş herkes görevine çoktan başlamıştı bile. Kocasının
ölümü ile bütün acılar unutulmuş yeni sevgili arayışları ve evlenme
planları başlamıştı.



YEDİNCİ BÖLÜM


Merdivenli Köşke o kadar çok kişi gelip gidiyordu ki otelden veya
bir eğlence yeri olmaktan başka bir şey değildi. Öyle ki
merdivenlerdeki kırmızı halı bile eskimeye başlamıştı. Merdivenler ve
çalışma odası elektrik olmasına rağmen , sadece mum ışığı ile
aydınlatılıyordu. Köşkte aile ile hiçbir ilişkisi olamayan İvor Stuvell
adında şair olduğunu söyleyen bir kişi ile aşk hayatı yaşamaya başladı.
Cosette eşinin ölümünden sonra erkek avcısı olmak, yeniden otuz yaşına
dönmek evli erkekleri baştan çıkarmak isteklerinden bahsetmiş ise de
gerçeklerle istekler arasında dehşetli bir uçurum vardı. Elizabeth bile
bu durum karşısında şaşkına dönmüş annesinin yeni bir aşk ilişkisini
keşfeden çocuğun tepkisi gibi tepki göstermişti. Cosette adeta her şeyi
unutmuş dünyaya yeni gelmiş bir bebek gibi aşk delisi olmuştu.



SEKİZİNCİ BÖLÜM


Yaklaşık yüz yıl önce George Huntington , New England bölgesindeki
aileleri etkileyen bir hastalık fark etmişti. Bu insanlar XVII yy.da
Suffolk’un Bures köyünden göç edenlerin nesliydi. Şüphelide, Huntington
hastalığı olup olamadığını tespit için bir test uygulanıyor. Şüpheliden
sadece kan almakla yetinilmiyor, ailede geriye doğru yaklaşık yedi
kişiden kan örneği alınıyor. Ancak Elizabeth için çok geç. Çünkü onun
hayatta kalan yedi akrabası yoktu. Hepsi Huntington hastalığından
ölmüştü. Şimdiye kadar belirtiler ortaya çıkmadı. Bundan sonrası için
de yeterli sayıda insan kalmadı. Zaten yolun sonundayım diyerek hem
üzülüyor hem de kendisini teselli ediyordu.


İvor Sitwell, hala Cosette’le yaşıyor , yatağını paylaşıyor, o
iğrenç hareketlerine devam ediyor ve çıkarmayı planladığı şiir dergisi
için para sızdırmaya çalışıyordu. Cosette ise bu konuda ender görülen
inatçı tavırlarını takınıyordu.



DOKUZUNCU BÖLÜM


Uzun zaman olmuştu. Bell’den hala haber alamıyordu. İtalya
gezisinde almış olduğu ona benzeyen portreyi her yere götürüyordu.
Yapmış olduğu telefon görüşmesinde ceza evinden çıktıktan sonra bir iş
bulmuş çalışıyordu.


Elizabeth ise Köşk’te romanlarını yazmaya devam ediyordu. Bir an
önce para kazanmak istiyordu. Çünkü Huntington gibi bir hastalığın
mirasçısıydı ve henüz sağlıklı olduğu bu günlerin tadını çıkarmak , her
şeye hemen şimdi sahip olmak istiyordu. Bu sırada köşkte faaliyetler
aralıksız devam ediyor, eğlenceler ve gelip gidenler hiç eksilmiyordu.



ONUNCU BÖLÜM


Merdivenli Köşk gün geçtikçe çeşitli olaylara tanık oluyor, hiç de
göze hoş görünecek davranışlar, sergilemiyordu. Cosette kendi alemine
dalmış yalnızca zevki sefayı sürüyor, Elizabeth ise bir takım
çıkmazların içinde sürüklenip gidiyordu. Bell ise insan dışı sapık
lezbiyen davranışları ile adeta nefret saçıyordu.



ONBİRİNCİ BÖLÜM


Elizabeth’in okuduğu bir gazete şöyle yazıyordu ; “ Venezuela’da
nüfusunun yarısı Huntington hastası olan bir köy varmış bu yüksek
oran,insanların akraba evliliği yapmaları yüzünden çıkmış ve giderek
artmış. Zavallı insanlar ne olduğunu bilmeden ve aldırmadan hasta
ebeveynlerine rağmen evleniyorlarmış. Bu hastalığın sadece göl
kenarındaki küçük köylere ait olduğunu sanıyorlarmış ve dünyanın her
yerinde olduğunu öğrendikleri zaman çok şaşırmışlar.”


Bu hastalık onu kahretmişti. Ama bu şekilde kendisine acımak
arpacı kumrusu gibi düşünmek ya da anlamsızca konuşmak bir işe
yaramazdı.



ONİKİNCİ BÖLÜM


Bell Pazar günü olduğu için dükkana gitmemişti. Sevdiği adamla
beraber olmayı ve konuşmayı düşünüyordu. Silas Bell’e Rus ruletinin
nasıl oynandığını bu oyunda dikkat edilmesi gereken noktaları
öğretiyordu. Silas’ın amacı babasından kalacak olan evi satıp Cava’ya
gidip resim yapmaktı. Bell’e iyice aşık olmuş yaz mevsimi boyunca
günleri beraber geçirmişlerdi. Bell kitap okumayan biriydi ve
okumamasıda bir bakıma iyiydi. Çünkü kitapta yazdıklarıyla kendisi
arasında büyük fark olduğunu anlayabilirdi. Bir gün “The wings of the
Doue’u” inceliyordu ve konusunun ne olduğunu Bell’e anlattı. Roman,
entrikalarla dolu bir melodramatik romandı.



ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Mark geldiği zaman, Merdivenli Köşk’te Cosette, Bell birlikte
yaşıyordu. Aradan zaman geçtikten sonra Bell bazı sorunlar yüzünden
evden ayrılmıştı. Ama buna Elizabeth pek mana verememişti. Mark diğer
adınlar tarafından oldukça yakışıklı bulunuyordu. Mark görüntü olarak
çok muhteşemdi,ama kültürü zayıftı. Bir akşam yemeğinde Mark ve Cosette
tanışmışlardı. Cosette o akşam ona aşık oldu. Yıldırım aşkıyla vurulan
Cosette’nin Mark’a bakışı çok dehşetti. Bu arada Bell istenmeyen kişi
oluyordu. Evde kalmasından rahatsızdı. Bell’in doğum gününde
Cosette’nin verdiği partiye Mark’ta geldi. Cosette Bell’e bir yüzük
hediye etti. Ama nedense Bell buna fazla sevinmemişti. Zaten sonra bu
yüzüğü takmadı. Cosette ertesi akşam vereceği yemeğe Mark’ı davet etti,
ama daveti Mark kabul etmedi. Cosette Mark’ı elde etmek için Bell’e
daha fazla yakınlaşmaya başlamıştı.



ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Bell’in Silas’la yaşaması, ona erkeklerden uzaklaştırmıştı. Hatta
onunla birlikte iken bile kadın sevgilileri olmuş ve bir takım
kadınlarla sevişmişti. Ancak Silas öldükten sonra karşı cinse
yönelmişti. Kardeşinden başka erkeklerden söz etmiyordu. Mark
Cosette’yi yemeğe davet etti. Bu arada Cosette kendine biraz daha çeki
düzen vermişti. Cosette Mark’a bağlanmamak için kendisini sanki onun
annesi rolüne hazırlıyordu. Elizabeth bir Mark’a Bell’in küçüklüğünü
sormuş ama o en ufak bir fikrin yok diyerek geçiştirmişti. Elizabeth bu
cevap üzerine şaşırıp kalmıştı. Kafasında şüpheler uyanmıştı. Mark’ın
Merdivenli Köşk’e ziyaretleri sıklaşmıştı. Cosette ile daha çok dışarı
çıkıyor ve zamanın çoğunu birlikte geçiriyorlardı. Mark onon sevgili
arkadaşıydı ya da böyle görünüyordu. Aralarındaki ilişki cinsellik
olamadan devam ediyordu.



ONBEŞİNCİ BÖLÜM


Teyzecik , Bell’in yanındaki koltukta oturmuş , San Fransisco
polislerini konu alan bir dizi seyrediyordu. Sonra Bell belli bir zaman
sonra teyzeciğin öldüğünü fark etti. Cosette eve geldiği zaman sanki
bir şekilde teyzeciğin öldüğünü söyledi. Cosette bir çığlık atarak
bağırmıştı. Mark Bell’e neden aniden söylediği için kızdı. Cosette
perişandı, hüzünlüydü ve suçluluk hissetmeye başlamıştı. Cosette Mark’a
o gece evde kalmasını söyledi. O da bu isteğini kırmadı. Bu durumdan
Bell biraz şüphelense de artık o gece Mark orada kalacaktı. Teyzeciğin
cenazesi sade bir törenle kaldırıldı. Bu arada Cosette’ye elindeki
hisse senetlerinden, arazilerden yüklü miktar para kalmıştı. Bell ve
Mark birbirlerinden şüphelenmeye başlamışlardı.



ONALTINCI BÖLÜM


Elızabeth yeni huylar edinmiş, insanlara bakarak hangisi cinayet
işlemiş, hangisi hapse girmiş olanları bulmaya çalışan bir tip olmuştu.
Bell psikopat olduğunu düşünen insanlardan gittikçe uzaklaşan,
hayvanlara karşı aşırı bir ilgi duyan bir kişiliğe bürünmüştü.
Merdivenli köşk her zamanki gibi yine kalabalıktı. Orada bulunanlar
zevk-i sefa sürüyor, kadın erkek herkes sarmaş dolaş olmuştu. Mark ve
Cosette arasında büyük bir ilişki doğmuş, ilişkileri oradakilerine göre
daha ölçülü ve gerçekti idi.



ONYEDİNCİ BÖLÜM


Zaman Bell için fazla bir şey ifade etmiyordu. Bunun nedeni belki
de hayatında hiç çalışmamış olmasıydı. Soğuk bir Ocak günüydü. Kapıyı
çalıp içeri girdiği zaman, beraberinde buz gibi bir havayı da eve
sokmuştu. Elizabeth masanın yanında durmuş mektup okuyordu. Bell
heybesini alarak merdivenlere yöneldi. Ve yukarı çıkmaya başladı.
Yukarda Mark, Cosette’ nin odasındaydı. Aralarında maddiyata dayanan
bir beraberlik vardı. Mark, Cosette’nin parasını, Cosette ise Mark’ın
sevgisini istiyordu. Aralarında ondokuz yaş olmasına rağmen Cosette,
Mark’ı delice seviyordu.



ONSEKİZİNCİ BÖLÜM


Mark önemli konular hakkında konuşmak üzere Elizabeth’i yemeğe
davet etti. Yemek davetinden Cosette’nin de haberi vardı. Mark,
Cosette’den eskiden beri hoşlandığını giderek sevgisini arttığını ve
hatta ona aşık olduğunu söylüyordu. Mark’ın söylediklerine Elizabeth
inanmıyordu. Böyle bir şeyin imkansız olduğunu söylüyordu. Mark ise
merdivenli köşkten ayrılacağını ve bir daha dönmeyeceğini, Londra’nın
kuzeyinde küçük evlerden birini alacağını söylüyordu.



ONDOKUZUNCU BÖLÜM


Bell hapise girdiğinde evinde bulunan bütün eşyalarını
yaktırmıştı. Yeni bir iş için Elizabeth’in yanına taşınacaktı. Odasında
bulunan eşyalar yok denecek kadar azdı. Aslında Elizabeth, Bell’e yeni
bir ev almayı çok istiyordu. Ancak parası buna yetmiyordu. Fakat bu bir
sebep değildi. Asıl sebep onunla daha fazla beraber kalmak istemiyordu.
Bu kadar parasız kalmasının sebebi ise mirasına düşen paranın hepsini
avukatına savunması için harcamıştı. Cosette ile Mark’ın evlilik
planlarının devam ettiği, evini satıp küçük bir evde mutlu
olacaklarını, ancak bu düşüncelerin Bell tarafından bilinmesini
istemediklerinden dolayı köşkün satılacağını emlakçıya bildirdiler.



YİRMİNCİ BÖLÜM


Elizabeth eve döndüğünde babasının kalp krizi geçirip hastaneye
yatırıldığını telefonla öğrenir. Ve hemen hastaneye gider. Bu sırada
Mark ve Cosette evlilik için nikah dairesinden gün alıp bunu kutlamaya
yemeğe giderler. O gece aşk sarhoşu olup kendilerinden geçmişlerdi.
Hastanede can çekiştiren Elizabeth’in babası ölür. Ve babasından büyük
bir miras kalır. Bu mirasla kendine küçük bir ev, çalışabileceği bir iş
kurmayı düşünür.



YİRMİBİRİNCİ BÖLÜM


Cosette bir daha Elizabeth’le konuşmaz !.. Elizabeth’in kendisine
ihanet ettiğini düşünür, bundan dolayı Merdivenli Köşk’ten ayrılır.


Bir gün Cosette avukatı aracılığıyla Elizabeth’e mektup göndererek
köşkü kendisine bağışlayacağını bildirir. Bunu duyan Bell ne yapacağını
şaşırmış durumdadır. Elizabeth ise bağışı kabul etmemiştir.


Bell Mark’ı öldürme planları yapıyordu. O sırada Cosette kapıdan
içeri girince Bell, Mark’ın üzerine yürüyüp pencereden atar. Mark
düşerken müthiş çığlıklar atar ve ölür. Bell yakalanıp mahkemeye
çıkartılır, müebbet hapse mahkum olur.


_________________
UFUK ARSLAN LİSESİ İLE İLGİLİ BİLGİ PAYLAŞMAK YASAKTIR...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.ufukarslan.lisesi.com
 
Merdivenli Köşk
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Bilgi Bankası (Databank) :: Kitap Özetleri-
Buraya geçin: